LÜTFEN KAYNAK GÖSTERMEDEN KULLANMAYINIZ, HEKİMLERİN VE SAĞLIK MESLEK MENSUPLARININ PROFESYONEL BİLGİ KAYNAKLARINA ULAŞARAK BİLGİ EDİNMELERİ ÖNERİLİR.

Tiroid Kanseri Tedavisinde Radyoaktif İyot Tedavisi İle İlgili Kritik Konular: CTC Kavramı.

Tiroid kanseri tedavisi 2 aşamadan oluşmaktadır. 1. Aşama: Ameliyat ile tiroidin ve mümkün olan lenf düğümlerinin çıkarılması, 2. Aşama: Kalıntı tiroid dokusunun ve tümörün radyoaktif iyotla yakılması.

Bu tedavi planı içinde bazı tereddütler oluşabilmektedir: Her tiroid kanserli hastaya radyoaktif iyot yapılmalı mıdır? Eğer tiroid kanseri boyutları çok küçük değilse (1-2 mm; mikrokanser), yayılma varsa, mutlaka radyoaktif iyot tedavisi yapılmalıdır. Tiroid kanserinde radyoaktif iyot tedavisi ile ilgili bazı yayınlarda küçük boyutlu (10 mm altında) tiroid kanseri vakalarında radyoaktif iyot kullanılmaması önerilse de bu konu sanıldığının aksine oldukça karmaşıktır. Tiroid kanserinde boyut her zaman belirleyici değildir. Bazen 5 mm nin altında boyutu olan tiroid kanserlerinin de oldukça agresif seyredip hızla yayılabildiği bilinen bir gerçek olup her Nükleer Tıp Uzmanı ve Endokrinolog bu türden vakalarla mesleki uygulamaları sırasında en az bir defa karşılaşmıştır.

Tümör küçük ve ameliyatla da tam olarak çıkarıldığı halde nasıl olurda kanser yine de yayılabilmektedir? Bunun nedeni tam olarak bilinmiyor ama CTC (circulating tumor cells)’in bu konuda rol oynayabileceği, en azından teorik olarak mümkündür. CTC, bir çok kanserde görülebilmektedir. CTC,  hastanın kanında dolaşan tümör hücreleridir.  Tümörlerin yayılmasında (metastaz), bu CTC’lerin rol oynadığı artık bilinmektedir. Son yıllarda üzerinde ciddi çalışmalar yapılan CTC kavramı tiroid kanserleri için henüz yenidir ve geniş çaplı bir araştırma yoktur. İlk çalışmalar, teknik açıdan yetersiz olduğu için yeni bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Henüz ispatlanmamış olsa da; teorik olarak, tiroid kanseri ameliyatla çıkarıldığı halde kanda dolaşan tümör hücereleri (CTC) daha sonraki dönemde başka yerlere ve lenf düğümlerine yerleşip yayılma (metastaz) yapabilir.

Bu nedenle, küçük tümörlerin ameliyatla çıkarılmasından sonra radyoaktif iyot tedavisine gerek olup olmadığına karar verirken bir çok faktör dikkate alınmalı, sadece boyuta odaklanmamalıdır.

PET/CT Nedir? Nerede Kullanılır?

PET (positron emission tomography), bir nükleer tıp görüntüleme tekniğidir. CT (computerized tomography) ise radyolojide kullanılan bir görüntüleme tekniğidir. Türkçe’de CT yerine BT denilmektedir. PET/CT ise, bu iki tekniğin birleştirildiği bir cihazla elde edilen bir tıbbi görüntüdür. Bu teknikte BT yani CT, sadece anatomik lokalizasyon ve atenüasyon düzeltmesi için kullanılır. PET görüntüsü, fonksiyonel ve moleküler düzeyde bilgi verir, BT ise bu bilginin hangi organ veya dokuya ait oldugunu gösterir. Bu yöntemle 3 boyutlu görüntü elde edilebilir. Oldukça etkili bir tanı yöntemidir. En çok kanser tanısında kullanılır, ancak beyin ve kalp uygulamaları ve diğer bazı klnik alanlarda da kullanılmaktadır. Türkiye, milli gelir ve nüfusa göre incelendiğinde PET/CT sayısı açısından dünyanın en zengin bir kaç ülkesinden biridir. Türkiye’de yaklaşık, 100 civarında PET/CT cihazı vardır.

SPECT/CT Nedir?

SPECT, (single photon emission computed tomography), bir nükleer tıp görüntüleme tekniğidir. CT (computerized tomography) ise radyolojide kullanılan bir görüntüleme tekniğidir. Türkçe’de CT yerine BT kullanılmaktadır. SPECT/CT, bu iki tekniğin birleştirildiği bir cihazla elde edilen bir tıbbi görüntüdür. Bu teknikte BT yani CT, sadece anatomik lokalizasyon ve atenüasyon düzeltmesi için kullanılır. SPECT görüntüsü, fonksiyonel ve moleküler düzeyde bilgi verir, BT ise bu bilginin hangi organ veya dokuya ait oldugunu gösterir. Bu yöntemle 3 boyutlu görüntü elde edilebilir. Oldukça etkili bir tanı yöntemidir. En çok kanser tanısında kullanılır, ancak beyin, kemik, akciğer, karın organları ve kalp uygulamaları ile diğer bazı klinik alanlarda da kullanılmaktadır. Türkiye, milli gelir ve nüfusa göre incelendiğinde SPECT/CT sayısı açısından dünyanın en fakir ülkelerindedir (bütün merkezler SPECT/CT yerine PET/CT’yi tercih etmektedir), halbuki artık düz SPECT yerine SPECT/CT yatırmı gelişmiş ülkelerde tercih edilen bir yoldur.

PET/CT Tiroid Kanserinde Daha Yaygın Olarak Kullanılmalıdır.

Papiller ve folliküler tiroid kanserlerinde, ameliyatı takiben uygulanan  I-131 radyoaktif tedavisi sonrasında hasta taburcu edilirken ‘Yüksek Doz Tarama’ denilen bir yöntemle hastanın tüm vücudu taranır. Oldukça etkili olan bu yöntem, ameliyat sonrasında kalıntı dokuda iyot-131 tutulup tutulmadığını, varsa, lenf düğümü ve uzak organlarda yayılma (metastaz) ‘ın tedavi edici iyot-131 tutup tutmadığını gösterir.

Bu şekilde radyoaktif iyot tedavisi uygulanan hasta belli aralıklarla kontrol altında tutulur. Bazı merkezlerde, bu takip döneminde yılda bir defa yeniden iyot-131 tarama ile tüm vücut incelenmektedir. Bu tarama işlemi için hastanın TSH seviyesinin yükseltilmesi gerekir. Yüksek TSH hasta açısından oldukça zorlayıcı olduğu gibi tıbbi açıdan da olumsuzlukları vardır. Bu nedenle artık takip döneminde bu şekilde iyot-131 tüm vücut tarama daha seyrek yapılması önerilmektedir. Bu tarama işlemi için daha net ve sıkı kriterlere uymak gerekir.

Daha da iyisi, bu tarama işlemleri için tüm vücut F18 FDG PET/CT kullanılmaya başlandı. FDG PET/CT taraması için yüksek TSH’a ihtiyaç olmadığı gibi iyot-131 taramada görülemeyen metastazlar da gösterilebilmektedir. Türkiye, PET/CT cihazı açısıdan dünyanın en ‘zengin’ ülkelerinden biridir. 2010 yılında Türkiye’de PET/CT cihaz sayısı yaklaşık 90 civarındadır. Ayrıca, PET/CT, iyot-131 taramaya göre daha kısa sürede uygulanabilmektedir.

Bu üstünlükleri nedeniyle,  PET/CT nin artık bir çok şehirde bulunuyor olmasını da dikkate alarak, tiroid kanserlerinin takibinde daha sık kullanılmasını öneriyoruz.

Hedeflenmiş Tedavi Nedir?

Targeted Therapy, yani hedeflenmiş tedavi, en sık kanser tedavisi için kullanılmaktadır. Ulaşılmak istenlen yani hedef kanser hücrelerine bağlanan bir kimyasal madde (çoğunlukla biyoaktif bir madde) veya antikor üzerine radyoaktif bir atom veya kemoterapi molekülü yüklenerek insan vücuduna enjekte edilir. Kısa bir süre sonra bu radyoaktif madde kanserli hücrelerde birikip o hücreleri öldürür. Oldukça etkili ancak henüz yaygın bir yöntem olmamakla beraber çok yoğun bir araştırma mesaisi bu yöntem için harcanmaktadır. Bir çok ülke bu tedavi prensibine odaklanmış çalışma ve yatırım yapmaktadır. Türkiye, bu konuda henüz emekleme dönemindedir. Ciddi tıbbi personel alt yapısı, hekim ve diğer personelin bu konuda eğitimi ve akademik yaklaşımı benimsemiş ortamlara ihtiyaç vardır. Şu anda, artık lenfoma’da ve nöroendokrin tümörlerde hemen hemen her ülkede bu yöntem ruhsatlanmıştır. Ancak, diğer bir çok organ tümörlerinde de bazı ülkeler bu tedaviye ruhsat vermiştir. Örneğin beyin,  meme, akciğer ,prostat, kemik kanserlerinde, melanoma ve lösemide başarılı araştırma sonuçları elde edilmiştir.

Lenfoma Tedavisinde Bexxar & Zevalin

Lenfoma, lenfosit isimli beyaz kan hücrelerinin ve lenf düğümlerinin kanser türü (kötü huylu) bir hastalığıdır. Hodgkin’s Lenfoma ve non-Hodgkin’s Lenfoma olarak 2 ana gruba ayrılır. Hodgkin’s lenfoma, kemoterapi ilaçları ile başarılı bir şekilde tedavi edilirken non-Hodgkin’s lenfoma daha güç tedavi edilen, daha ölümcül olabilen bir hastalıktır. Non-Hodgkin’s lenfomada, özellikle erken evrede, kemoterapi etkili olabilmektedir. Ancak, geç evrede saptanmış non-Hodgkin’s lenfomada kemoterapi ilaçların etkisi düşüktür. Bu tür geç evre Hodgkin’s lenfoma hastalarında ölüm daha  kısa süre içinde gerçekleşmektedir. Geç evre Hodgkin’s lenfomada tedavi seçenekleri içine monoklonal antikorlar girmiştir. Bu antikorlar, yitrium-90 veya iyot-131 isimli radayoaktif maddelerle ile bağlanıp lenfoma hücrelerine ulaşması ve bağlanması sağlandığında lenfoma hücrelerini öldürebilmektedir. Bu antikorlar, ABD’de lisanslanmış olup yitrium-90 ile bağlanan antikor ilacın piyasa adı Zevalin, iyot-131 ile bağlanan antikor ilacın piyasa adı Bexxar’dır. Bexxar ve Zevalin, hematolog ve nükleer tıp uzmanlarının işbirliği ile uygulanmaktadır. Bu ilaçlar, erken evre Hodgkin’s lenfomalarda kullanılmaz.